Kötü yönetim ve uzun süren savaşlar sonucu ülkemiz yorgun ve yoksul düşmüş, borçlarını ödeyemez duruma gelmişti. Üstüne üstlük bir de Birinci Dünya Savaşı’na katıldık ve yenildik. Düşmanlar ülkemizi aralarında paylaşıp işgal ettiler. Kentlerimizi, kasabalarımızı, köylerimizi yaktı yıktılar. Atatürk’ün önderliğinde Ulusal Kurtuluş Savaşımızla düşmanı yurttan kovduk, Cumhuriyeti kurduk ama yokluk ve yoksulluk düşmandan beterdi.

Atatürk, ülkemizi bu durumdan kurtarmak için 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihleri arasında İzmir’de, 1135 delegenin katıldığı İktisat Kongresi’ni topladı. Yoksulluk düşmanını da yenmek, yurdun bağımsızlığını korumak, başka ülkelere el açmamak için çareler ve öneriler konuşuldu, tartışıldı. Kongreye katılanlar oybirliği ile Misak-ı İktisadı kabul ederek, modern ve müreffeh Türkiye için canla başla çalışmaya ant içti. Hammaddesi yurt içinde olan ürünleri üreten fabrikaların kurulması da alınan kararlardandı. Kendimiz üreteceğiz ve ürettiğimizi, yerli malımızı tüketeceğiz, denildi.

12 Aralık 1929 günü mecliste Başbakan İsmet İnönü; yerli malı kullanmak, ulusal ekonomi ve tutumlu olmak, birbirimize inanıp güvenmek,  yabancı ülkelerden sattığımızdan fazla mal almamak üzerine güzel bir konuşma yaptı. O günden beridir 12 Aralık gününü içine alan haftayı Yerli Malı ve Arttırma Haftası olarak kutladık. Daha sonra adı, Tutum, Yatırım Ve Türk Malları Haftası oldu. O zaman tutumlu olmanın, yerli malı kullanmanın önemini anlatmak, hayata geçirmek ve yurt çapına yaymak için Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu. Derneğe önce Atatürk üye oldu. Çok geçmeden tüm yurtta tutumlu olma ve yerli malı kullanma bir davranış haline dönüştü. Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’ndan da anlattığı gibi; mucize sayılacak bir sürede yabancılara el açmadan savaşın yaraları sarıldı. Bir yandan tutumlu olmaya özen gösterildi, diğer yanda önem sırasına göre ihtiyaç duyulan şeyler yurt içinde üretildi. Yerli malımızı kullanarak borcu olmayan, kendine yeten bir ülke haline geldik.

Tutumlu olmak demek; sahip olunan şeylerin gerektiği yerde, gerektiği kadar tüketilmesi demektir. Bu, para olabilir, yiyecek olabilir, sağlığımız olabilir, zaman olabilir, enerji olabilir, su olabilir, çevre olabilir, orman olabilir, kullandığımız eşyalar olabilir. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Tutumlu olmak yalnız kişiler için değil; aileler, iş yerleri, okullar, toplumlar, kurumlar, devletler ve hatta bütün dünya için gereklidir. Örnek olarak; çevreyi, doğayı ve havayı tutumlu kullanmayan dünyalı, küresel ısınma sonucu bugün hava kirliliği, kuraklık, anormal yağışlar ve su baskınlarıyla boğuşmaktadır. Sahip olduklarını değerini bilen, tutumlu olan ve ülkesine yatırım yaparak yerli malını kullanan ülkeler her yönden güçlü olur. Savaş, salgın hastalık, ekonomik kriz gibi anormal zamanlarda zora düşmez, yabancılara muhtaç olmaz, halkını perişan etmez. Bundan dolayı da halkı yurdunu ve devletini çok sever.

Yatırım; biriken paranın, gücüne göre gelir sağlayacak bir işe bağlanması, yatırılmasıdır. Bunun da doğru zamanda, doğru yerde ve doğru bir ortamda olması gerekir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu şekilde kurulan fabrikalar; yoksul insanımıza iş sağladı, devletin ve savaşın borçlarını ödedi, yeni fabrikaların kurulması için gereken kaynağı sağladı.

Güzel sözler

Ak akçe kara gün içindir.

Ayağını yorganına göre uzat.

Damlaya damlaya göl olur.

Har vurup, harman savurma.

İşten artmaz, dişten artar.

Bugünün işini yarına bırakma.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.

Sakla samanı, gelir zamanı.

Tutumlu olan kimse fakir olmaz.

Cennetin kapısını cömert açar.

Ekmek olmayınca, yemek olmaz.

Gençlikte taş taşı, ihtiyarlıkta ye aşı.

Yerli malı Türk’ün malı, her Türk onu kullanmalı.

Tags: , , , , ,