İş yapabilme gücüne enerji denir.

Evlerimizde buzdolabı, çamaşır makinesi, ütü, televizyon, bilgisayar, fotoğraf makinesi, araba gibi işimize çok yarayan, yaşamımızı kolaylaştıran ve güzelleştiren çeşitli makineleri biliriz. Yine çevremizde atölyeler, dükkânlar, mağazalar, tamirhaneler gibi iş yerlerinde çok çeşitli alet ve makineleri görürüz. Barajların, kocaman sitelerin, dev kulelerin, otoyolların, tünellerin yapımında kullanılan kocaman makineleri düşünelim. Binlerce işçi çalıştıran fabrikalardaki devasa makineleri, havada kuş gibi uçan ve yüzlerce insan ve yükü kısa zamanda taşıyan uçakları, uzay araçlarını, trenleri, kocaman gemileri hayal edelim. Hastanelerde, insanlığa yararlı yeni buluşlar peşinde koşan bilim yuvalarında kullanılan alet ve makineleri, çiftçimizin elinde toprağı işleyen traktörü, biçeri ve daha nicesini düşünelim. Bir ülkede bunlardan ne kadar çok varsa ve orda yaşayan insanlar bunları ne kadar çok kullanıyorsa, o ülke o kadar gelişmiş demektir. İhtiyacı olan enerjiyi kendi ülkesinde, kendisi üreten ülkeler, bağımsızlık yolunda çok büyük yol almış demektir.    Bu güzel alet ve makinelerin çalışması ve iş yapabilmesi için kimisinin elektriğe, kimisinin benzin veya mazota, kimisinin doğal gaza, kimisinin akü veya pile ihtiyacı vardır. Bunlar olmazsa o alet ve makineler çalışmaz ve iş de yapamaz. Alet ve makineleri çalıştıran ve iş gördüren bu güce enerji denir. Devamını okuyun »

Kötü yönetim ve uzun süren savaşlar sonucu ülkemiz yorgun ve yoksul düşmüş, borçlarını ödeyemez duruma gelmişti. Üstüne üstlük bir de Birinci Dünya Savaşı’na katıldık ve yenildik. Düşmanlar ülkemizi aralarında paylaşıp işgal ettiler. Kentlerimizi, kasabalarımızı, köylerimizi yaktı yıktılar. Atatürk’ün önderliğinde Ulusal Kurtuluş Savaşımızla düşmanı yurttan kovduk, Cumhuriyeti kurduk ama yokluk ve yoksulluk düşmandan beterdi. Devamını okuyun »

İnsan hakları için verilen mücadele, insanlık tarihi kadar eskidir. Bazı devletlerde veya topluluklarda insanlar; sahip, ağa, derebeyi, kral, hakan, hükümdar, padişah, şah, imparator gibi yöneticilerin kulu, kölesi gibi yaşarlardı. Bundan dolayı, mal mülk edinme, evlenme, okuma, bağımsız olarak geleceğine yön verme, hakkını savunma gibi hakları yoktu ve dile getirilmesi de söz konusu olamazdı. Böylesi bir yaşamdan hoşnut olmayanlar haklarını savunmak için1215 yılında İngiltere’de ayaklandılar. Kral John, Büyük Özgürlükler Belgesini kabul etmek zorunda kaldı. Bu ilk yazılı belge, her yerde kısıtlanılmayacak hakları ve özgürlükleri yazıyordu. 1776’da Amerika’da, Bağımsızlık Bildirisi ile İnsanların eşit olduğu savunuldu. 1789’da Fransız İhtilalinde, insanların doğuşta sahip olduğu hakların yer aldığı, İnsan Hakları Bildirisi yayınlandı. Devamını okuyun »

1980 lerin başında ortaya çıktığında tedavisi bulunmayan, öldürücü ve hızlı yayılan bir hastalıktı. Çağın vebası bile denmişti. Hem insanları hastalık ve önlemleri hakkında bilgilendirmek ve uyarmak, hem de bu alandaki yenilikleri ve gelinen noktayı  dünya ile paylaşmak, aynı zamanda konuyu canlı tutmak amacıyla başta ABD olmak üzere dünya devletlerince 1995 yılından beri 1 Aralık günü Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir.

Biz de bu hastalık hakkında bilgilenelim. Devamını okuyun »

    

    Kurtuluş Savaşı’mızı örgütleyerek başlatan, düşmanı yenerek yurttan kovan, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, devrimleri ile bu genç devleti çağdaş ve saygın bir yere getiren, büyük asker ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 günü öldü. O’nu unutmamak, kendisini, çalışmalarını ve eserlerini daha iyi tanımak amacıyla her yıl 10-16 Kasım tarihleri arasını Atatürk Haftası olarak işleriz. Devamını okuyun »

Atatürk ve arkadaşları Cumhuriyeti kurmuşlardı ama, önceki yönetim şekli olan padişahlığın hemen hemen bütün davranışları ve alışkanlıkları devam ediyordu. Geçmişten gelen bir demokrasi geleneği yoktu. Halk aynı halktı.  Memleketi kasıp kavuran ve yenilgi ile bitip memleketin düşmanlarca işgali ile sonuçlanmış bir Dünya Savaşının peşi sıra , önceleri bir avuç yurtsever yiğitle, sonraları bütün milletçe gerçekleştirilen büyük bir Kurtuluş Savaşı memleketi çok yoksul kılmıştı. Düşmanlar yurttan kovulmuştu ama, her taraf yanmış, yıkılmıştı. Kaybedilen topraklardan kaçan bir sürü Türk göçmenlerin sorunları yanı sıra fakirlik ve işsizlik korkunç boyutta idi. Halkın yüzde doksanı okuma yazma bilmiyordu.

Devamını okuyun »

Birleşmiş Milletler  Eğitim  Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) UNESCO, Türkiye Felsefe Kurumunun önerisiyle DÜNYA FELSEFE GÜNÜNÜ kabul etti. 2002 yılından itibaren 20 Kasım günü kutlanmaya başlanan Dünya Felsefe Gününün, dünya problemlerine felsefe ile de bakabilme bilincinin yaygınlaştırılmasında önemli bir işlevi olmaktadır.

Devamını okuyun »

Afet, bir bölgeyi veya birden çok yerleşim yerinde çok büyük can ve mal kaybına neden olan büyük olaylara verilen genel bir adıdır.
“Avrupa Atlantik Afet Müdahale Merkezi Yönergesi” ekinde afet türleri aşağıdaki şekilde ayırt edilmiştir.

Devamını okuyun »

Lösemi hastalığını tanıtmak, bu hastalığa yakalanmış hastaların ve ailelerinin sorunlarını anlatmak amacıyla her yıl 2-8 Kasım tarihleri arası Lösemili Çocuklar haftasıdır.

Devamını okuyun »

Devletler var olduğundan beri aralarında anlaşmazlıklar ve savaşlar hep olmuştur. Bu savaşlarda gencecik insanlar ölmüş, bin bir emekle oluşturulan zenginlikler, eserler yağmalanmış,  şehirler yanmış, yıkılmış, devletler yok olmuştur. Bazen savaşın taraftarı devletler çoğalmış ve savaş dünyaya yayılmıştır. Bu zararı yalnız savaşan devletler değil, bütün dünya görmüştür. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda on milyonlarca insan ölmüş, yaralanmış, insanlık büyük acılar yaşamıştır.

Devamını okuyun »